Fright Night

Kategori: Video Hitleri
“Welcome to Fright Night…for real”

Korku filmlerinin vazgeçilmez karakterlerinden biri de vampirlerdir. Peki “vampir” denince akla neler gelir? Kont Dracula, Transilvanya, korkunç ve karanlık bir şato, kan, ölümsüzlük, Nosferatu ve Klaus Kinski, keskin dişler, Van Helsing, güneş ışığı, haç, sarımsak, ayna, kutsal su, kalbe saplanan bir kazık ve en rahatından bir tabut…Bir insanı korkutmaya yetecek birçok ayrıntı. Tüm bunların bileşimi, bizi geri dönülmez bir yola sürüklemektedir o da, vampir filmlerinden duyulan inanılmaz hazdır. Filmin sonunda vampirin kalbine saplanacak bir kazıkla öleceğini bilmek bile, korku duymak konusunda payımıza düşenden bir şey kaybettirmez. Bu nedenle de, sinema varolduğundan beri birçok yönetmen Bram Stoker’ın da katkılarıyla ortaya çıkan bu korkunç cazibeyi filmlerinde kullanmaktan geri kalmamıştır. Hatta biz Türklerin bile, Dracula’yı İstanbul semalarında kucakladığımız bir filmi olmuştur.

Peki ortaçağ ile özdeşleşmiş vampirlerin 80’lerde nasıl bir şekle gireceklerini merak eder miydiniz? O zaman işe, hiç düşünmeden 1985 yapımı Fright Night ile başlayabilirsiniz. Dünya çapında ciddi bir hayran kitlesine sahip bu özel vampir filmi, anılarınızda ve arşivlerinizde yer alabilmek için sizleri unutulmayacak bir “Korku Gecesine” davet ediyor. Hem de en gerçeğinden.

80’lerin korku filmlerinin dayanılmaz saplantısı olan komedi faktörü, bu filmde de saklandığı yerden çıkıyor ve bir vampirin korkutabildiği kadar güldürebileceğini de gösteriyor. Yine de merak etmeyin, çünkü karizma hala yerinde sapasağlam duruyor. Sadece, espri anlayışı biraz daha gelişmiş bir vampir desek daha doğru olur. Hatta bir vampir olarak, Gary Oldman ve Klaus Kinski’den sonra en etkileyici rollerden birini, Chris Sarandon başarıyla yerine getiriyor.


Child’s Play (hani şu insanları kesen ve adına da Chucky denen sayko oyuncağın arz-ı endam ettiği film) adındaki bir diğer başarılı korku filminin sahibi Tom Holland’ın ilk yönetmenlik deneyimi olan Fright Night ile tanışmamızda aracı olmuş, “Magic Box” nam-ı diğer Star TV’nin adını anmadan filmi anlatmak olmaz. Zamanında “Komşum Bir Vampir” adıyla bu filmi neredeyse ayda 2 kere yayınlayarak, korku filmi repertuarımıza önemli katkılardan birini getirmiştir Magic Box. İyi de etmiş ve “Elm Sokağı Kabusu” ile beraber bu filmin, o dönemde henüz çocuk sayılabilecek birçok kişinin hafızalarına kazınmasına yol açmıştır bir anlamda.

Filmin konusuna gelince; Charley Brewster, henüz lise çağında bir ergendir. forum resmiBir gün karşı evlerine taşınan yeni komşuları Jerry Dandrige’nin ve onun ev arkadaşı Billy Cole’un gecenin karanlığında, sisler eşliğinde bir cenaze tabutu taşıdıklarına şahit olur. Başta buna bir anlam veremez ta ki, Dandrige karşı pencereden ona dişlerini gösterene kadar. Zaten televizyonda yayınlanan “Fright Night” adındaki bir korku tiyatrosunun müptelası olan ve bu T.V şovu ile vampir hikayelerine aşina gencimiz, teşhisi koymakta gecikmez. Brewster’ların komşusu bir vampirdir ve Dandrige, bu gerçeği öğrenen Charley’nin bildiklerinin farkına varmış ve peşine düşmekte gecikmemiştir. Şimdi sıra etrafındakileri buna inandırıp, başına sardığı bu beladan kurtulmaya gelmiştir. Annesi, sevgilisi Amy ve uçuk arkadaşı Evil bile kendisine inanmazken polisi kendine inandırmaya gayret etmek, boşa kürek çekmekten başka bir şey değildir. Artık son bir kozu kalmıştır Charley’nin. O da “Fright Night”ın yaratıcısı ünlü vampir avcısı Peter Vincent’dır.

Peter Vincent kendi T.V. şovu Fright Night’ı reyting alamadığı için sonlandırmak zorunda kalmıştır. Kendi düşüncesine göre artık genç kuşak vampirlerden çok, kar maskeli bir sapığın kovaladığı gençleri izlemeyi tercih etmektedir. Kimse demode vampirlere inanmamaktadır çünkü. Başta Peter Vincent’ın ta kendisi..Charley karşısına çıkıp, bir vampirden kaçtığını anlattığında ise kendisine yardım edemeyeceğini söyleyerek bu inançsızlığını ortaya koyar. Ancak Charley’nin durumuna üzülen Amy’nin teklif ettiği para karşılığında, Dandrige’nin evine gidip ona göstermelik bir vampir testi yapmaya karar verir. Dandrige, Charley’nin iddia ettiği gibi bir vampir midir yoksa sıradan bir komşu mudur? Başta uyduruk biçimde ilerleyen bu testin sonucunda herşey belli olacaktır.


Bir amiga oyununa ve çizgi romana esin kaynağı olmuş Fright Night’ın bıraktığı izler sadece kendi dönemi ile sınırlı kalmamıştır. Henüz 2007 yılında vizyona girmiş ve adı sıkça Rear Window ile anılan “Disturbia (Şüphe)” neredeyse bu filmin remake’i denebilecek yapıdadır. Sadece vampir faktörü silinmiş ve komşusunun bir seri katil olduğuna kimseyi inandıramayan ergen genç karakteri kendini tekrar etmiştir. Bir anlamda Fright Night, Disturbia ile başarısını tekrar etmiş ve kendisini bizlere tekrar hatırlatmıştır. Dönemine göre gayet başarılı olan özel efekt ve makyaj kullanımıyla ve hatta kült hale gelen Billy’nin ölüm sahnesi ile, bizlere 80’lerden selam etmeye devam etmektedir.

Film ile ilgili notlar:
*Dandrige’in ev arkadaşı Billy Cole, bir “ghoul” dur. Ghoullar, vampirlere hizmet eden, ölmeden vampir kanı içmiş bu sayede normal ölümlülerden daha güçlü hale gelmiş insanlardır. Özellikle uykularında vampirleri koruma görevini üstlenirler.

*Dandrige, Charley’nin evine girdiğinde ıslıkla “Strangers in the Night”ı çalar. Filmin akışı içinde, oldukça güzel bir ayrıntı ortaya çıkmıştır.

* Filmde Charley’nin kız arkadaşı Amy’i canlandıran Amanda Bearse, efsane sit-com “Married with Children”daki komşu Marcy’dir.

*Yönetmen Tom Holland ile Chris Sarandon, bu filmden 3 yıl sonra Child’s Play’de tekrar bir araya gelmişlerdir.

*Filmin başarısından sonra devamı niteliğindeki “Fright Night-2” çekilmiş, ancak ortaya ilk filmin gölgesinde kalmış başarısız bir yapım çıkmıştır.

Yazan : Gülnur Karakaş
Yorumlar (0) :: Sizin Yorumunuz :: Bağlantı


Re Animator

Kategori: Video Hitleri

H.P. Lovecraft'ın tartışmasız dehası ne yazık ki Hollywood tarafından hem çok geç fark edilmiş, hem de uzun süre doğru düzgün bir yapıtla ödüllendirilememiştir. From Beyond ve In the Mouth of Madness'la beraber Stuart Gordon ve Brian Yuzna'nın Re-Animator'u üstadın işine en yakın görsel malzemelerden biridir.


İçerdiği şiddetin yanında komedi unsurlarının harmanı olan film zamanla hem bir kült hem de bir klasik olmuş ve birçok korku filmi eleştirmeni ve izleyicileri tarafından en iyi korku filmleri sıralamasında en üstlerde yer bulmuştur.


Öncelikle Lovecraft'ın hikayesine bakmak gerekirse Herbert West: Reanimator orijinal adlı hikaye bir arkadaşının dergisinde çıkmıştır ve yazarın sevdiği eserlerinden biri değildir. Dediğine göre 5 dolar kazanmak için yazdığı bir eğlenceliktir (Biz onu da alamıyoruz sevgili Murat). Zaten gerek konu gerekse görsellik olarak yazarın çizgisinden çok uzaktır. Lovecraft bu hikayesinde Mary Shelly's Frankenstein'ın bir parodisini yaparak tür ile dalga geçerken birçok klişeyi de kullanmıştır. Filmimiz de Orijinal hikayeye sadık kalarak hem korku hem komedi unsurlarını başarı ile kullanmaktadır. Bazı sahneler gerçekten Stuart Gordon'ın piskolojisinden şüphe etmenize neden olabilir: Mesela ben karanlık bir yerde kendisi ile karşılaşmak istemem. Ancak çekim sırasında tüm oyuncular çok eğlenmiş. Ortaya da o sinerjiden dolayı iyi bir iş çıkmış tabii ki.



Konumuzu gelecek olursak Herbert West (Jeffery Combs) adlı genç doktorumuz Avrupa'da bir araştırmayı yarım bırakıp Miskatonic Üniversitesine gelir. Oda arkadaşı olan Dan Cain (Bruce Abbott) kısa zamanda dekanın kızı olan kız arkadaşı Megan Halsey (Barbara Crampton) ile Herbert'ın alt kattaki odada hangi konuda çalıştığını öğreneceklerdir. Herbert'ın önceki profösorü ile keşfettiği bir iksir(fosforlu su diyebiliriz) ölüleri yaşama döndürmektedir. Ancak Dan'i ikna etmek için ölen kedisini canlandırdığında canlanan yaratıkların olayı pek de hoş karşılamadıkalrı ortaya çıkar. Megan memelerinin görülmediği ender sahnelerden biri olan bu sahnede olay yerinden koşarak uzaklaşırken Herbert, Dan'a morgdan bulunabilecek iyi bir denekle ölümü yenebildiklerini kanıtlayıp tıp literatürüne altın harflerle geçebileceklerini anlatmaktadır. Dan önce Dekana gidip durumu anlatsa da kızıyla yattığı için zaten gıcık olan dekan Dan'i okuldan atılmakla tehdit edip kapı dışarı eder. Ancak kafadarlar yılmaz ve morga girmenin bir yolunu bulur. Tam iyi bir denek bulup canlandırdıları sırada dekanın içeri girmesi olayları içinden çıkılmaz bir hale sokacaktır. Dekan denek tarafından öldürülür. Herbert bu taze cesedi hemen canlandırmaya karar verirken Dan nasıl bir işe bulaştığını idrak etmeye çalışarak şok geçirmektedir. Canlanan dekanın kafayı yemiş olduğunu düşünen hastane çalışanları kendisini tımarhaneye kapatarak başka bir çılgın doktor olan Dr. Carl Hill(David Gale)'in ellerine teslim ederler.


Olaylar bundan sonra gerçekten çok farklı bir ivme kazanırken ilerleyen sahnelerde Dr. Hill Herbert'ın keşfini çalmaya çalışırken kafasını kaybedecek ve hem kafası hem vücudu ayrı ayrı canlanırken filmin kötü adamı olacaktır. Gore, şiddet, fantastik bir cinsel deneyim( vücudun Megan'a tecavüz ederken kafanın tahrik olması ve daha sonra kafanın oral seks yapması gibi) koşuşan ölüler, dökülen bağırsaklarla dolu finalimiz de Hayvan mezarlığına yakın bir sonla bitecektir.


Efektlerin ve görselliğin filmde önemli bir rolü var. Özellikle Kötü kafamız Dr. Hill'e oldukça başarılı bir makyaj çalışması yapılmış. Ayrıca Müzikler de gerilimi arttırıyor.


Oyuncuların filme gerçekten renk kattığını belirtmek gerekir. Ana karakterlerimizi canlandıran Combs ve Abbott'un yanında özellikle kafa olarak oyunculuğa devam ettiği bölümlerde David Gale sinema tarihindeki en iyi kötü profösörünü yaratıyor. Tek kadın karakterimiz Megan'ı oynayan Barbara'nın ise olaylar karşısında ciyaklamak ve memelerini kameraya doğrultmak dışında fazla bir rolü bulunmuyor.



Filmin başarısından etkilenen yapımcı Brian Yuzna şimdilik Bride of Re-Animator (Bride of Frankenstein'ın parodisi) ve Beyond Re-Animator adlı iki de devam filmine imza atmıştır. Hatta House of Re-Animator adlı yeni bir devam filmi daha çekileceği kararlaştırılmış. Gordon'ın açıklamasına göre bu filmde öldürülen Amerikan başkanının dirilişine şahit olacağız. hatta bu filmin başarısına göre Re-Animator Unbound ve Re-Animator Begins adlı iki film daha çekilip ikinci bir üçleme yapılmış olacak.

Bu akıl sağlığına zarar korku komedi klasiğini eğer tarzdan hoşlanıyor, kan görünce bayılmıyor ve seksenlerin tarzını seviyorsanız seyretmenizi öneririm. Ancak yine de birçok sahnesi ile uç bir örnek olduğu için mideniz kaldırmayacaksa hiç bulaşmayın derim. Gerçi eğer öyle ise bu sitede ne işiniz var?


Masis Üşenmez


Yorumlar (1) :: Sizin Yorumunuz :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
Oteki Sinema

Ana Sayfa

Arşiv

iletişim

Yazarlar

Murat Tolga Şen

Masis Üşenmez

Akuma Blade

Gülnur Karakaş

Konuk Yazarlar

Utku Uluer

Xkyoya

Çevirmenler

Angelus Novus

Mahmut Akıncıoğlu

Banner & Arts

Murat Özkan

MERAKLISINA

Avalon
Shaun of the Dead
1408
Stephen King'den The Mist
70'li Yılların Canavarları Saldırıyor
Hot Fuzz
Kıymetlendik
The Shining
This is Spinal Tap
Jjakpae - City of Violence
Bloglar geliyor!
Dante 01
Mine Mutlu Filmleri
Öteki TV yayında
Fright Night
Charlton Heston aramızdan ayrıldı...
Re Animator
Bir Yudum insan - Korku Filmleri özel
Death Note
Terminator 4
A.R.O.G Kamera arkası
Gölge E-Dergi 7. Sayı
Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street
Yetimhane - El Orfanato
Olmadı tekrar çekelim: Shutter

Gerilim Hattı

KATE-GORE

  • Afis - Lobby
  • Anime
  • Bilim Kurgu
  • Cizgi Romandan Sinemaya
  • Deli Profesorler ve Deneyleri
  • Dev Yaratiklar
  • Film incelemeleri
  • iblisler - Demonlar
  • Italyan Replika
  • Kavramsal
  • Korku Sinema
  • M Demirhan Fantastik Sinema
  • Pete Tombs Fantastik Sinema
  • Post Apokaliptik
  • Sinema Nostaljisi
  • Turk Erotik
  • Turk Fantastik
  • Turk Macera
  • Uzayli istilacılar
  • Video Freaks
  • Video Hitleri
  • Yeni cevrimler
  • Yönetmen Sineması
  • Zombiler - Mutantlar