9.3.2008
Olmayan Türden komikleşmeler
Son bir kaç yılda, en azından tür bazında bazı ilginç filmler görme fırsatı yakaladık. "Kutsal Damacana" "18'ler Takımı" "Hababam Sınıfı 3.5" ve "Okul" gibi...


Bu filmlerden Okul'u ayrı bir yere koymak gerekir çünkü Okul'un komedi filmi olmayı seçmesi bilinçli bir tercih değil, son
kurgu aşamasında yapımcı Sinan Çetin'in gişe kaygısı ihtiyacından kaynaklanan bir durumdu. Fakat diğer 3 film maksatlı bir şekilde bir korku filmi parodisi olmayı amaçlıyor ve tüm şablonunu bu doğrultuda oluşturuyordu. Tabi birde su katılmamış korku filmi iddiası ile çekilen ama oldukca güldüren, Türk Ed Wood'u Hasan Karacadağ'ın, "Semum" ve "D@bbe" vakalarını da unutmamak gerekir.
"18ler takımı" açıkcası dışarıda çekilmiş olsa video da gösterilme şansı dahi yakalayamayacak kadar basit, seviyesiz ve silik bir yapımdı Filmde kullanılan teknik ekipman aşırı yetersiz (35mm çekilmemiş) oyunculuklar ise kötünün de ötesindeydi. "Hababam Sınıfı 3.5" bu filmler içinde en aklıbaşında ve tutarlı olanı sayılabilir çünkü Şafak Sezer'in sırtlanmaya çalıştığı "Kutsal Damacana" da senaryosuzluğun ve zayıf kurgunun kurbanı olan basit ve ucube bir "Exorcist" kopyası olmaktan öte gidemiyordu.
İyi ama tüm on yıllar boyunca seyircinin hatırlayabildiği "Süt Kardeşler - Gulyabani" ve "Sevimli Frankenştayn" dışında korku komedisi denememiş bir sinemanın bu türden bir kaç yıl içinde bu kadar çok örnek çıkarmasının amacı neydi? Kaldı ki henüz, korkutma, irkiltme amaçlı kendini ciddiye almaya cüret eden denemelerin sayısı çok azken Türün posası sayılabilcek bu parodi ve mizahi yaklaşım ihtiyacı da nereden doğmuştu? Hollywood'un "Exorcist", devamları ve benzeşlerinin tüm getirisini sömürdükten sonra çektiği komedi filmlerinin aksine bizim sinemacılarımız önce parodi korku filmlerini çekip arkasından türe ait gerçek filmleri mi çekmeyi deneyeceklerdi acaba? Sanırım bu sorunun cevabı adını hatırlamadığım yabancı bir film eleştirmeninin, "Türkler komedi den başka bir şey çekemez." sözünde saklı.. Bu kesinlikle yanlış söylenmiş bir söz olsa da - Çünkü sinemayı ciddiye alan bir sürü genç yönetmen oldukca umut vaadeden eserler üretiyorlar. Gişe yapma peşinde olan tüccar sinemacı takımının geçerli düsturudur. Bu sözü şöyle değiştirmek ve daha geçerli kılmak mümkündür; "yeni Türk sinema seyircisi sadece düşünmeden gülmek ister ve bu hem onların hem de bu kafayla yakında yeniden çökecek Yeşilçam'ın tuzağıdır. hap yap para kap mantığı ile şimdilerde salonlara akın eden seyirciler kaçırılacak ve Sinemalarımız yine ve yeniden ecnebi! filmlerin istilasına uğramak zorunda bırakılacaktır."

Gerçekten de dışarıda çoktan unutulmuş "Meatballs" replikası gençlik komedileri ve afişiyle dahi özensizlik kokan beceriksiz korku komedileriyle sinemamızın yeni sonu hızla yaklaşmaktadır. Ne diyebilirim ki; Belki de şeytan çoktan içlerine girmiştir!
Öteki Sinema için yazan Murat Tolga Şen


kurgu aşamasında yapımcı Sinan Çetin'in gişe kaygısı ihtiyacından kaynaklanan bir durumdu. Fakat diğer 3 film maksatlı bir şekilde bir korku filmi parodisi olmayı amaçlıyor ve tüm şablonunu bu doğrultuda oluşturuyordu. Tabi birde su katılmamış korku filmi iddiası ile çekilen ama oldukca güldüren, Türk Ed Wood'u Hasan Karacadağ'ın, "Semum" ve "D@bbe" vakalarını da unutmamak gerekir. "18ler takımı" açıkcası dışarıda çekilmiş olsa video da gösterilme şansı dahi yakalayamayacak kadar basit, seviyesiz ve silik bir yapımdı Filmde kullanılan teknik ekipman aşırı yetersiz (35mm çekilmemiş) oyunculuklar ise kötünün de ötesindeydi. "Hababam Sınıfı 3.5" bu filmler içinde en aklıbaşında ve tutarlı olanı sayılabilir çünkü Şafak Sezer'in sırtlanmaya çalıştığı "Kutsal Damacana" da senaryosuzluğun ve zayıf kurgunun kurbanı olan basit ve ucube bir "Exorcist" kopyası olmaktan öte gidemiyordu.

İyi ama tüm on yıllar boyunca seyircinin hatırlayabildiği "Süt Kardeşler - Gulyabani" ve "Sevimli Frankenştayn" dışında korku komedisi denememiş bir sinemanın bu türden bir kaç yıl içinde bu kadar çok örnek çıkarmasının amacı neydi? Kaldı ki henüz, korkutma, irkiltme amaçlı kendini ciddiye almaya cüret eden denemelerin sayısı çok azken Türün posası sayılabilcek bu parodi ve mizahi yaklaşım ihtiyacı da nereden doğmuştu? Hollywood'un "Exorcist", devamları ve benzeşlerinin tüm getirisini sömürdükten sonra çektiği komedi filmlerinin aksine bizim sinemacılarımız önce parodi korku filmlerini çekip arkasından türe ait gerçek filmleri mi çekmeyi deneyeceklerdi acaba? Sanırım bu sorunun cevabı adını hatırlamadığım yabancı bir film eleştirmeninin, "Türkler komedi den başka bir şey çekemez." sözünde saklı.. Bu kesinlikle yanlış söylenmiş bir söz olsa da - Çünkü sinemayı ciddiye alan bir sürü genç yönetmen oldukca umut vaadeden eserler üretiyorlar. Gişe yapma peşinde olan tüccar sinemacı takımının geçerli düsturudur. Bu sözü şöyle değiştirmek ve daha geçerli kılmak mümkündür; "yeni Türk sinema seyircisi sadece düşünmeden gülmek ister ve bu hem onların hem de bu kafayla yakında yeniden çökecek Yeşilçam'ın tuzağıdır. hap yap para kap mantığı ile şimdilerde salonlara akın eden seyirciler kaçırılacak ve Sinemalarımız yine ve yeniden ecnebi! filmlerin istilasına uğramak zorunda bırakılacaktır."

Gerçekten de dışarıda çoktan unutulmuş "Meatballs" replikası gençlik komedileri ve afişiyle dahi özensizlik kokan beceriksiz korku komedileriyle sinemamızın yeni sonu hızla yaklaşmaktadır. Ne diyebilirim ki; Belki de şeytan çoktan içlerine girmiştir!
Öteki Sinema için yazan Murat Tolga Şen





